GERÇEK GÜNDEM - TKT Yönetim Kurulu Başkanı K. İnanç Işıklar Cumhuriyetimizin Kemalist devrim rotasının değiştirilmesi ile yurttaş projesi baltalandığını ve aşiret, tarikat, sermaye yapılarının hızla birleşerek cemaatleştiğini ifade ederken, “Onlar cemaat dayanışması ile gündelik hayatın tüm mevzilerini teker teker ele geçirirken, bizler şikâyet ve muhalefet ededurduk, yeterince vakit kaybettik. Karşımızdakinin gücünü biliyoruz, denk bir kuvvet oluşturmak zorundayız” şeklinde konuştu.
TKT nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?
Aslına bakarsanız Türkiye Kemalistler Teşkilatı’nın ismi dahi “Türkiye, Kemalizm ve Teşkilat” bağlamında bizatihi bir ihtiyacı dile getirmektedir.
Türkiye’nin meselelerine sahip çıkmalı ve çözümler üretmeli, 21. yüzyılda Cumhuriyetimizin kurucu ideolojisi kemalizmi yeniden iktidar kılmalı, tüm bunları gerçekleştirebilmek için de hepsinden önce teşkilatlanmalıyız. Olması gerektiğine inandığımız, eksikliğini hissettiğimiz üç temel kavramı yanyana getirdiğimizde “Türkiye Kemalistler Teşkilatı” ismi belirdi.
Başlangıçta Kemalist birikimi örgütleyip Kemalizm konusunda toplumumuzu aydınlatacak bir vakıf olarak faaliyet göstermek istedik. Ancak vakıf kurmak için istenen koşulları maddi olarak karşılayamayacağımızı gördüğümüzden başlangıç olarak “Dernek” tüzel kişiliği altında faaliyetlerimizi sürdürme kararı verdik.
İşin sonunda ulaşmayı hedeflediğimiz nokta bir gün Vakıf haline gelmek, gelecek kuşakların genç kemalistlerini eğitip, kişisel gelişimlerini ve olgunluklarını sağlayabileceğimiz “Kemalizm Vakfı” adı altında, tüm aydınların, cumhuriyet sevdalılarının bir yandan araştırma yapmasını, eğitim vermesini sağlayacak ortamı oluşturabilmektir.
Gerçekten ne istediğinin ve nasıl hareket etmek gerektiğinin bilincinde olan kemalistler, farklı uzmanlık alanlarında, ülkemizin çağdaş, laik ve öncü fikriyatını oluşturacak çözüm önerilerini yaratıcılıkları ile birleştirip, kemalistlerin 21. yüzyıl programını hazırlamak üzere derneğimizde özgürce çalışacaklar.
Neden Teşkilat?
Kemalistleri bir teşkilat çatısı altında örgütlemek işine niçin giriştiğimizi anlatmak için Atatürk’ümüzden iki örnek vermek istiyorum.
Henüz Cumhuriyet ilan edilmemiştir, Mustafa Kemal çorak topraklar ile çevrili küçük bir kasaba olan Ankara’ya bakar ve arkadaşlarına dönerek:
“Bu çöl gibi âlemde gizli bir hayat kaynağı vardır. O kaynak, millettir. Eksik olan, teşkilat…”
der.
Büyük Önder’e göre, “Teşkilat” gizli hayat kaynağını açığa çıkarmak için gereklidir, teşkilat olmadan kaynak(millet) atıl kalacaktır.
Genç bir subay olan Mustafa Kemal, teşkilat ile ilgili 1906 yılında Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nin Selanik Şubesini kurarken şunları söylüyor;
“ … Bizden evvel birçok teşebbüs yapılmıştır. Fakat onlar muvaffak olamadılar. Çünkü işe teşkilatsız başladılar. Biz kuracağımız teşkilat ile bir gün mutlaka ve ne olursa olsun muvaffak olacağız; Vatanı, Milleti kurtaracağız”
Mustafa Kemal, işe teşkilatsız başlamanın başarısızlık nedeni olduğunu tespit etmektedir. Muvaffakiyet için, teşkilat gereklidir.
Kurtuluş ve Kuruluş’un arka planındaki teşkilat yapısını, lojistik örgütlenmeyi doğru bir şekilde inceleyip özümsemeden, 21. yüzyılda yeniden başarılı olmak mümkün değildir. Kişileri ve kurumları ortak bir gaye etrafında birleştiren, bir arada tutan, yönlendiren ve yeniden üreten teşkilattır.
“Posta ve Telgraf Teşkilatı” olmasaydı Kurtuluş Savaşı başarılı olamazdı. Bir başka önemli teşkilat “İttihat ve Terakki”nin birinci adamı Talat Paşa, aynı zamanda Selanik Posta ve Telgraf Müdürü’dür. Cumhuriyet döneminde kurulan Devlet Tiyatroları, Opera ve Balesi farklı fonksiyonlara sahip bir teşkilattır ama en az Teşkilat-ı Mahsusa kadar önemlidir.
Kemalizmin iktidarı ele alması ile birlikte, Samsun’dan Anadolu’ya doğan ulusal iradenin teşkilatı, köhne saltanat ve hilafet kurumlarını devirerek “devletleşmiş”, Türkiye Cumhuriyeti adını almıştır. Devlet en büyük teşkilat olarak, üretici, birleştirici ve bağlayıcıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi, Türk Tarih Kurumu, Ziraat Bankası, Halk Evleri gibi kurumlar teşkilat dediğimiz ortak gaye için çalışan programın anlamlı ve birbiri ile ilişkili parçalarıdır, hepsi farklı bir yönü ile kaynağı-milleti işleyerek, açığa çıkarmak için koordineli ve senkronize bir şekilde çalışmaktadır.
Kültürel, siyasal ve sosyal gelecek, sosyal dokuda etkin/baskın olanın kurgu ve tasarımına göre şekillenir, kemalistlerin geleceklerine sahip çıkmaları için doğru bilgi ve doğru metodoloji ile inşa edilmiş yeni bir karargaha, bir örgütlenme merkezine de ihtiyaçları vardı, bu nedenle TKT’yi kurduk.
TKT’nin en önemli ülküsü, tespih tanesi gibi dört yana saçılmış kemalist devrimin tüm teşkilat örgütlenmelerini yeniden ipe dizecek, iktidar kılacak bir yeni fikriyatı, programı ve kadroları yetiştirmektir.
Karşılaştığınız zorluklar?
Kuruluş aşamasında gerçekten moral bozucu ve uğraştırıcı engeller ile karşılaştık, basit bir başvuru işlemi için aylar boyunca gidip geldik, defalarca tüzük yeniledik; adeta vazgeçmemiz için her türlü çaba sarfedildi.
Dernekler masasınından bize bilgisayar sistemlerinin “kemalist” kelimesini otomatik olarak reddettiğini, başka bir kelime kullanmamız gerektiğini bildirdiler; q,w,x gibi “gavur” harflerini de giremiyorlarmış, alay eder gibi böyle bir bilgi verdiler. Verilen mesaj bizim için son derece açıktır. Çoğu badem bıyıklı, eksiksiz tamamının masasında Zaman gazetesi bulunmaktadır. Karşı-teşkilat çalışmaktadır.
Valilik ve İçişleri Bakanlığı, “Kemalist” kelimesi geçmesi nedeniyle tüzüğümüzü onaylamadı, “kemalist” yasak bir kelimeymiş, oysa ne dernekler yasasında ne de ilgili diğer yasalarda bu keyfi uygulamalarına dayanak yapabilecekleri bir madde bulunmamaktadır.
21. yüzyılda gençliğe emanet edilen mirasın ne hale getirildiğine, kemalizmin düşürüldüğü içler acısı hale tanıklık ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yasal izniyle kurulmuş ve adında komünist, sosyalist veya liberal kelimeleri geçen sayısız dernek var, bölücü, gerici yüzlerce binlerce dernek var.
Veri tabanından araştırdık eşcinsellerin dahi kurduğu 5-6 farklı dernek var. AB vesayeti ile demokratikleştirildiği iddia edilen bu ülkede bir tek kemalistlerin dernek kurma özgürlüğü bulunmamaktadır.
Bu güne kadar kemalizm diye bir şey yoktur diyen Atatürk-çü (!) akademisyenler gördük; Türkiye’de Kemalist Parti kurulamaz diye gazetelere demeç veren Atatürk-çü (!) Anayasa Profesörü, ADD Genel Başkanı gördük, kendisi adına üzgünüz, çünkü biz bunu yapacağız…
“Cumhuriyet Halk Partisinin programına temel olan ana fikirler Türk devletinin başlangıcından bugüne kadar yapılmış olan işlerle yalın olarak ortaya konulmuştur. Bundan başka bu fikirlerin başlıcaları 1927 yılında kurultayca da kabul olunan parti tüzüğünün genel esaslarında ve aynı kurultayca onaylanan genel başkanlığın bildiriğinde ve 1931 kamutay seçimi dolayısıyla çıkarılan bildirikte saptanmıştır.
Yalnız birkaç yıl için değil geleceği de kapsayan tasarılarımızın ana hatları burada toplu halde yazılmıştır. Bundan başka 1935 kurultayınca saptanan fikirler de bu programa alınmıştır. Partinin güttüğü bu prensipler Kemalizm prensipleridir.”
Atatürk’ün bu sözleri, kendi el yazısı ile belgelidir; kemalizm yoktur diyenlere en güzel cevaptır. Farklı illerimizde sahaf sahaf dolaştık, 1930’larda İçişleri Bakanlığı’nın Atatürk’ün talimatıyla yayınladığı “La Turquie Kemaliste” (Kemalist Türkiye) dergilerinin hemen hemen bütün sayılarını bir araya getirdik; Milli Kütüphanede dahi bulamazsınız, yok edilmiştir.
11 Kasım 1938 sabahı Atatürk’ün kadrolarını görevden almak ile başlayan karşı hareket, büyük bir karşı devrime dönüşmüş, kemalizmi kurum ve değerleri ile bir taraftan büyük bir soykırıma uğratırken diğer taraftan yerine sahte ve uydurma anlayışlar giydirmiştir.
Kemalizm kademeli olarak devleti kuran partinin programından ve devletin anayasasından silinmiştir. Mustafa Kemal’in partisi önce ortanın solcusu, sonra da sosyal demokrat kılıklarına büründürülürken, kemalist ruh ve irade ortadan kaldırılmıştır.
Biz mücadeleye devam edeceğiz, bir zamanlar dünyaya ingilizce-almanca-fransızca olarak “La Kemaliste Turqie” ile sesini duyuran İçişleri Bakanlığı bugün kemalizm yasaktır diyor; İçişleri Bakanlığı’na dava açtık, sonuna kadar gideceğiz.
TKT’nin yönetiminde, üyeleri arasında kimler var? Hareket hangi temelden geliyor?
TKT üyelerinin yaş ortalaması 28’dir, dernek üyelerinin büyük çoğunluğu gençlerden oluşmaktadır. Kaderin cilvesine bakın ki, 21. yüzyılda Türk gençleri birilerinin toprağa gömdüğü ve bu güne kadar gömüldüğü yerde unutulan “Kemalizm İdeolojisi”ni yeniden açığa çıkarmayı başardılar.
Bunun için sisli puslu yollardan sola-sağa sapmadan yürüdüler, önlerine konulan hazır bilgileri reddedip araştırdılar, en basitten yola çıkarak sorulmayan soruları sordular, yanıtlar aradılar, kaynağa indiler, kemalizmi birinci elden öğrendiler, başöğretmenin ayak izlerine basarak yürüdüler. 21. yüzyılda Kemalizmin yeniden kaynağından ve doğru olarak okunması işinin mimarı Aydınlanma 1923 dergisi çevresidir.
Aydınlanma 1923 gençlerin kurdukları bir Kemalizm okuludur. Kemalist ideolojinin yeniden ve aslına uygun olarak tanımlanması, bu çerçevede toplum mühendisliği esasları ile Türkiye’nin 21. yüzyıl programının hazırlanması ve bu programı uygulayacak nitelikli kemalist kadroların yetiştirilmesi gibi çok önemli işlevler üstlenen Aydınlanma 1923 oluşumu bu yolda çok önemli bir mesafe kaydetti.
Bu oluşumun öğrencilerinin tamamı, bu gün iş ve akademi dünyasında sahip oldukları mesleki alanlarda önemli mevzilere yürümektedirler. TKT üyeleri arasında Aydınlanma 1923 mayası ile yetişmiş gençler bulunmaktadır.
TKT üyeleri arasında CHP’de görev almış, ya da benim gibi geçmişte ADD’lerde yöneticilik yapmış arkadaşlarımız bulunmaktadır, bu görevler bizlere bir siyasi partinin ve bir derneğin nasıl olmaması gerektiği konusunda eşsiz bir deneyim sağlamıştır. Üniversite Atatürkçü Düşünce Toplulukları’ndan, yayın organımız Hakimiyet-i Milliye Dergisi çevresi ve okurlarından bir çok üyemiz bulunmaktadır.
TKT üyeleri arasında iş dünyasının deneyimli yöneticileri vardır, Necip Hocamızın eşi Şengül Hablemitoğlu gibi önemli akademisyenler vardır.
TKT üyeleri arasında kürt kökenli kemalist kardeşlerimiz vardır, bizim milliyetçilik anlayışımızın ırkçılık ile hiçbir ortak paydası bulunmadığının en önemli göstergesidir.
Dikkat edin, önümüze Türk-Kürt kardeşliğinin yegane çözümü olarak ümmetçi anlayışlar sürülmektedir, AKP’nin Güneydoğu oyları bu propogandanın sonucudur. Atatürk’ün çağdaş çözümü ise ulusalcıdır, yurttaşlık ile kutsadığı tüm evlatlarını Türklük paydasında birleştirmektedir.
Ortak ülkümüz Türk kültürünü yeniden ileri bir medeniyet projesi olarak yükseltmektir, kökenimiz ne olursa olsun hepimiz böyle büyük bir milletin ferdi olmaktan gurur duyuyoruz.
Pek çok ulusalcı derneğin kurulduğu bir dönemde TKT’nin kurulmasının amacı ve diğer derneklerden farkı nedir? (Herhangi bir siyasi partiyle bağlantınız var mı? Uzun dönemde partileşmeyi düşünüyor musunuz?)
TKT bir kitle derneği değil, bir toplumsal muhalefet merkezi de değil. Muhalefetimizi başka kanallardan sürdürüyoruz, ama TKT’de yaptığımız iş muhalefet üretmek değildir, bizi diğer derneklerden farklı kılan unsurlardan biridir.
Mesela, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığına karşılık kitlesel eylem örgütlemedik, bireysel olarak bu eylemlere katılırız o ayrı, ama bizim kurumsal işlevimiz 20 yıl sonrası için onlarca kemalist Cumhurbaşkanı adayı yetiştirmektir. Dayatmalara karşı direnirken aynı zamanda kendi gelecek alternatifimizi üretmeyi başarmamız gerekir.
TKT tepkisel bir hareket, bir refleks hareketi değildir. TKT bir etki hareketidir, kendi aksiyonunu üretir, değiştirmek istediği yaşam gerçeklerine karşı kendi alternatifini üretir, proaktif bir yapıdır; hem ufukla hem de ufkun ötesiyle de ilgilenir.
Bu dönemde kurulan derneklerin hepsi AKP iktidarının yarattığı etkiye karşı bir tepki olarak kurulmuş dernekler. Yapıları, hedefleri, entellektüel birikimleri açısından değerlendirdiğimizde uzun ömürlü olamayacaklarını görüyoruz. Birçoğu silah üzerine yemin ayinleri gibi şekilsel hareketlerle bu niteliklerini ortaya koydular, böyle bir dönemde kurulmuş olmak bir şanssızlık mıdır, bunu siz değerlendirin.
Fakat TKT’yi bu dönemde kurulmuş bir dernek olarak değerlendirmek haksızlık olabilir, TKT uzun bir süredir çeşitli çevrelerde ama hep birlikte olan bir kadronun bir dernek statüsü ile yasal olarak tüzel kişilik kazanması girişimidir. Yeni yetme ya da gündelik bir hareket değildir.
Hiçbir siyasi partiyle bağlantısı yoktur, Kemalizm’i “laikçilik ve Atatürk sempatizanlığı”na indirgeyen, başta CHP olmak üzere tüm partilerle kavgalıdır. Mevcut siyasal sistemin çarklarının doğru adamları öğüttüğünü, yamuk adamlar ürettiğini ve bu yamuk adamların siyasetin köşebaşlarını parsellediklerini gözlüyoruz. Tek tek kişilerle uğraşmak boşuna, öncelikle bu yozlaşmış siyaset mekanizmaları değişecek.
Bu nedenle sistem partileri ile ilişkilerimizi diplomatik nezaket seviyesinde tutmaya gayret göstermekteyiz. Geçtiğimiz senelerde partileşmek konusunda bir sondaj çalışması yaptık. Bir kemalist parti programı çalışması başlattık ilgi gördü, Türkiye’de bir kemalist parti olmalı diye yola çıktık; bu çabalarımızda hiçbir isim öne çıkmadı, çünkü isimlere değil düşüncelere ve kadrolara değer veriyoruz.
Bizi arayıp partinizde hangi ünlüler var diyen muhabire, topçu-popçu-manken yok, gerisini de siz tanımazsınız dedik, onlar da (Milliyet gazetesi) Kemalist Parti girişimimizi “programı var, kurucusu yok” diye manşet yaptılar, üstelik haberde MGK’yı adres göstererek askere gönderme yapmayı da ihmal etmediler.
Bu girişim ile eksiklerimizi tespit ettik, bir siyasal parti oluşumunun başarılı olması için öncelikle olması gereken unsurları bu deneyim ile belirledik. Hâkimiyet-i Milliye ve Türkiye Kemalistler Teşkilatı bu aşamadan sonra oluştu, çünkü siyasi bir yayın organına ve partileşme sürecine önayak olacak merkez örgütlenmesine ihtiyaç duyuyorduk.
CHP Sosyalist Enternasyonel’den istifa etmek ile başlayan bir süreçte imana gelerek programını, zihniyetini baştan aşağı değiştirir, altıok’a kemalizme –yine moda deyimle- sözde değil özde sahip çıkarsa, kemalist parti CHP’dir, yoksa bir kemalist partinin kurulması kaçınılmazdır.
TKT kitle değil kadro örgütüdür. Çalışmalarını düzenli ve periyodik olarak toplanan çalışma grupları aracılığıyla yürütmektedir, her grubun sınırlı bir üye sayısı vardır. TKT’ye herkes üye olamaz, TKT üyesi olmak isteyen adayın belirli nitelikleri olması gerekmektedir, nitelikleri ile derneğe ne şekilde katkıda bulunabileceğinin ayırdında olması gerekir, aynı zamanda mevcut üyelerin aralarına katılacak adayın derneğimize gerçekten faydalı olacağı konusunda ikna olması şartı aranır.
Dernek üyeleri kardeşlik ve dayanışma duyguları ile birbirlerine bağlıdır, birinci öncelikleri teşkilata faydalı olacak çalışmalarda bulunmaktır. Şöyle bir benzetme yapıyoruz, mesela bir kişinin ben galatasaraylıyım demesi için cemiyet ya da divan üyesi olması gerekmez; bu yapılara üye oluyorsa amacı taraftarlığın üzerinde cemiyete somut olarak faydalı olmaktır.
Amacımız çok üye değil, üyelerimizden teşkilat namına maksimum yarar elde etmektir, bu nedenle maddi ve manevi olarak üyeler dernek üyeliğinin asgari koşullarına uymayı taahhüt eden adaylar arasından seçilmektedir. Çalışmalarımızın büyük bölümü içe dönüktür, halka inmek arşa çıkmak gibi takıntılarımız yoktur.
Halkın değil öncelikle ülkenin nitelikli insan kaynağının dönüşmesi ve öncelikle aydın cehaletinin yenilmesi gerektiğine inanırız. Bugünden yarına hiçbir şeyi değiştirmenin mümkün olmadığının farkındayız, bu nedenle büyük hedeflerimiz gelecek ile ilgilidir.
38’den sonra uygulanan kemalizm soykırımı ile geleneğimiz yok edildi, bu yüzden Mustafa Kemal’in bıraktığı yerden yeniden başlıyoruz. Bu yüzden çıkardığımız derginin adı Hâkimiyet-i Milliye. İstiyoruz ki biz de çocuklarımıza bir şeyler bırakabilelim, araçsız ve çaresiz kalmasınlar.
Dünyayı kendi ömrümüz kadar sanıyoruz çoğunlukla ama aslında bu yüzyılların, nesillerin mücadelesi. Bu yüzden okul olmaya ve kurumsallaşmaya büyük değer veriyoruz.
Mektep ile medresenin mücadelesini Hâkimiyet-i Milliye’nin son sayısında anlatıyoruz,
Arınç’ın her 23 Nisan’da Meclis Başkanlığı koltuğuna bir İmam Hatip liseliyi oturtmasının sembolik anlamını kavramak için okunmasını tavsiye ediyoruz.
Karşı devrim sürekli olarak yeni kadrolar yetiştirmektedir, medrese geleneği teşkilatlanması insan kaynağını 6–7 yaşında alır, islami kreşler, kuran kursları ile işler; imam okullarında olgunlaştırır, birbirini takip eden nesiller devlet kadrolarını, belediyeleri, üniversiteleri, fabrikaları doldurur; son kale Çankaya’ya dayanmış, sonunda Çankaya’yı da teslim almıştır. Kasımpaşalı’nın başbakanlığı ile her sene bir üst lige çıkan Kasımpaşaspor’un arkasında aynı teşkilat vardır.
Cumhuriyetimizin kemalist devrim rotasının değiştirilmesi ile yurttaş projesi baltalandı; aşiret, tarikat ve sermaye yapıları hızla birleşerek cemaatleştiler, bizler atomize olup parçalandık, tek, araçsız ve örgütsüz kaldık.
Onlar cemaat dayanışması ile gündelik hayatın tüm mevzilerini teker teker ele geçirirken, bizler şikâyet ve muhalefet ededurduk, yeterince vakit kaybettik. Karşımızdakinin gücünü biliyoruz, denk bir kuvvet oluşturmak zorundayız. Cumhuriyetimizin mektepli geleneğini kucaklıyoruz, mektepliden vatansever, vatanseverden kemalist, kemalistten teşkilat yaratacağız, davamız budur.